YİĞİDO GENÇLİK

YİĞİDO GENÇLİK KAYSERİ 38
Anasayfa­Takvim­SSS­Arama­Üye Listesi­Kullanıcı Grupları­Kayıt Ol­Giriş yap
Paylaş | 
 

 Gerçek Sevgi...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
...dél! YaR...



Mesaj Sayısı: 4
Kayıt tarihi: 06/11/08
Yaş: 18
Nerden: SİVAS

MesajKonu: Gerçek Sevgi...   C.tesi Kas. 22, 2008 11:11 am

> Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez...
> Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk
> karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere
> daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı
> duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok
> genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları
> biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her
> sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı
> aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o
> duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında..
> Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah
> erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o
> durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek
> itiraf ettiler bir süre sonra.
> Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular
> hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız
> kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki
> yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın
> sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor
> ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular.
> Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen,
> banka hesabında para kalmadığı için ya da tam
> tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek
> uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi
> onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları
> kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek
> eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi
> sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca, "bütün
> mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik
> olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk
> yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için
> ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma
> "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep... >
Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not
> görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci
> rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka
> bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve
> seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan,
> salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya
> koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek,
> kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da
> pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin
> ne olduğu önemli değildi zaten.... Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar
> yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman
> buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların
> ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar
> verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve
> muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın
> da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel
> projelerde görev aldı.
> Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün
> sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü
> kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne
> dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi
> yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda
> çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları
> kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım
> burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır
> diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam.
> "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım
> emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir
> artık...." Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri
> halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika'ya
> giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat
> birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu
> fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor,
> konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için,
> sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi
> kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o
> ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi>unut..."
> Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha
> da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi
> bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için
> yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne
> olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır
> sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer
> değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton
> duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla
> kanıyordu yüreği...
> Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün
> hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken,
> "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye
> sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş
> yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla
> yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş
> biniyorlar arabaya...." "Sus, sus çabuk, duymak
> istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca
> yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı....
> Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında
> bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının
> sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden
> aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı
> hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl
> sarıldığını gördü adamın...
> Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen
> ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de
> yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar
> etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği,
> insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı
> gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp
> gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez
> kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın,
> "defol" dedi nefretle...
> İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin
> böyle son bulmasına
> kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta
> kalmaya çalıştı kadın.
> Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya
> yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu
> hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri
> geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir
> duygu olan nefretin kalması için dua ediyordu.
Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu
> söylenen zaman bile, kadının derdine çare
> olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle
> uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü.
> "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak
> istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin
> ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın.
> Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya
> başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında.
> Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl
> Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve
> yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna
> dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla
> birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni
> kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi
> rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi.
> Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı.
> Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında
> bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına
> inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı
> beni aradı, son
> anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..."
> Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu
> kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline
> tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl
> edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt
> duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları
> sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu;
> "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç vazgeçmedim",
> "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı: "Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.sivasspor.com/
YİGİDOgenclikKAYSERİ



Mesaj Sayısı: 3
Kayıt tarihi: 06/11/08
Yaş: 19
Nerden: kayseri ama KALBİM SİVASTA

MesajKonu: Geri: Gerçek Sevgi...   Salı Kas. 25, 2008 1:49 pm

VAYYY BE HEMSOM NEYMİS BU SÜPERMİSSS
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 

Gerçek Sevgi...

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YİĞİDO GENÇLİK :: İlk kategoriniz :: Serbest Mekan-